Aramaic word for love

Study John 1 - 'Aramaic NT: Peshitta' translation alongside John 1 - 'Turkish' 1 of Divine Love and Wisdom, and explained that they are the Word in Teachings.
Table of contents

First part Chapter 1 thru 6 discusses and re - discovers Turkish languages and civilizations of the last fourteen hundred years. Part II Chapters 7 thru 29 covers the main subject, deciphering of lost languages. Part III Chapters 30 thru 32 discovers the effect of ancient Turkish dialects on the other language groups. Here, it is shown that ancient Greek language was most likely first built on the language of the Pelasgians who inhabited Greece before the Greeks, and that the majority of the names of the Greek gods and goddesses can be explained in Turkish dialects.

Finally Part IV Chapter 33 is devoted to analysis end decipherment of ancient and modern geographical names. The work ends with an epilogue. S ome of the additional conclusions derived from the book will include the following :. T he Japhetic language assumed to be the origin of the Kurdish language and the Armenian language is a Turkish dialect. E pic stories such as Homer's Iliad, Firdawsi's Shahname and Virgil's Aeneid were most likely originally written or told in some Turkish dialect.

In the first two, the heroes fighting on both sides were most likely Turkish - speaking peoples. F irst Cretan civilizations were most likely created by Turkish - Speaking peoples. F rom the borrowed words we have found in the Sumerian Turkish, we may deduct that other languages especially Indo-European Iranian and the Semitic Arabic were also well developed in the ancient world of the Sumerians. A ll alphabets including Arabic and Latin are continuation of the Aramaic alphabet.

Amongst these, Gokturk Kok - Turk alphabet stands apart as the most perfect with several independent modifications, additions and improvements to accommodate hard or soft vowels and their associated consonants. Copyright ; revised edition November , pages, 39 illustrations, 16 x ISBN Selahi Diker, Sokak, No. Please indicate your name, address, number of books required etc, the manner of payment personal check or money order, currency. You'll be asked to pay after you receive your book. P rof.

Albright tarafindan hatırlatılan "İşte burada arkeoloji yine eski bir felsefi söz olan 'natura non facit saltum' "tarihteki bütün zahiri devamsızlık içinde bile bir devamlılık mevcuttur" vecizesinin tam aksine tarih kitaplarında mevcut olan "Kayıp Diller" olgusu büyük bir tarihi 'anomali' oluşturmaktadır. Kayıp dillerin sahiplerinden başlıcaları olan Sumerliler, Elamlılar, Medler, İskitler, Hititler Hattiler , Frigler, Lidyalılar, Truvalılar, Etrüskler ve Aramiler hepsi zamanlarının büyük milletleri olmuşlar, uygarlığın keşif ve yaradılışında rol oynamışlar, sanat ve kültür'de yaptıkları atılımlarla eski Yunan Rönesansının temellerini atmışlardır.

Öyleyse niçin bu büyük milletlerin dilleri kayboluyor da bugün yaşayan küçük milletlerin dilleri kaybolmuyor. Mesela koca bir Sumer devleti, milleti ve dili yokoluyor ki bu dil İbrani Tevrat yazarının ifadesi ile "bütün dünyanın tek dili" idi Genesis - Tekvin Çivi yazılarının ilk başarılı çözümünü yapan kişi olarak bilinen Sir Henry Creswicke Rawlinson Sumer dilinin Turani bir dil olduğunu ileri sürmüştü.

Her halukarda mantık gösteriyor ki eğer normal tarihi gelişim ve devamlılık korunacaksa bu eski dillerin asla kaybolmamaları, bunların bugüne kadar yaşamaları ve bizce malum herhangi bir şekil veya diyalekt içinde devam etmeleri gerekiyordu. U zmanlara göre 'kayıp diller' genellikle Sami veya Hint - Avrupa dilleri dışında kalan aglutinatif bir dil grubunu oluşturuyorlardı.

Bu şartlara uyan birçok kayıp diller arasında olan ve muhtelif yazarlarca 'Asyanik' tabiriyle anılan Sumerce, Elamca, Etrüskçe, Urartuca ve Hurrice gibi dillerin Ural Altay dilleri grubuna bağlanması gerekmekteydi ki bu grubun Avrasyadaki yegane büyük temsilcisi Türkçe'dir. Böylece, yukarıda belirttiğimiz tarihi anomalinin tarih kitaplarından çıkarılmasını istiyorsak, bu kayıp dillerin herhangi bir şekilde veya diyalektte Türkçe ile akrabalıklarının ispatı gerekmekteydi.

Biz bu noktadan hareket ederek kayıp dillerin sırrını çözmeyi başarmış, insanlık tarihinin son yılı boyunca Türk dilinin global yayılışı ve gelişimini tesbit etmiş bulunuyoruz. Ç atalhöyük'te Arkeolog James Mellaart tarafından keşfedilen M. Ö yılına ait Anadolu kültürünün bir Türk kültürü olduğu gösterilebilir. Mellaart'ın bulduğu iki pars rolifeyi kitabın arka kapağı - soldaki resim; foto: Mrs. Mellaart ile temsil edilen Ana - Tanrıçayı yıl sonra İtalya'da Etrüskler de aynen tanıyorlardı ön kapak - sağdaki resim; foto: Editions d'art Albert Skira ki Etrüsklerin bir Türk diyalekti ile konuştukları kitabımızda ortaya çıkarılmıştır.

Ve bu yıl önceki Anadolu kültürü bir gün içinde varolmadığına göre kültür tarihi bakımından eserimizin ikinci adını "Türklerin On Bin Yılı" olarak ifade ettik. Hakiki yani yazılı Türk tarihi ise çağımızdan yıl öncesine yazının Sumerliler tarafından icadına uzanmaktadır ki Sumer dilinin de bir Türk diyalekti olduğunu göstermiş bulunuyoruz.

Çok muhtemeldir ki, Sumer dili daha sonra Farsçadan ve bilhassa Arapçadan bol miktarda alıntı yaparak zamanla dil bilginlerince Akadca, Asurice, Babilce, ve Aramca ismi verilen ve Sami dil grubuna sokulan sofistike bir 'yazı dili' veya dilleri haline dönüşmüştür ki bu dilleri Osmanlı Türkçesi ile kıyaslamak mümkündür. Aynı metotla Türkçe - konuşan milletlerin eski Çin ve Mısır uygarlıklarında büyük roller oynadıkları; Orta Asya'da ise az miktarda yazıtların incelenmesine rağmen Saka - Yüeçilerin, Sogd'ların, Eftalitlerin Türkçe konuştukları saptanmıştır. B u uzun tarih devresinde Türk dilleri ana yapılarını oldukça iyi korumuşlardır.

En uç Türk dilleri olarak gördüğümüz Macarca ve Fince bile büyük miktarda yabancı kelimeler alarak lügatlerini şişirmelerine rağmen Türkçe olan gramer yapılarını korumuşlardır. V III. X III. Büyük bir Türk dünyası içinde seyahat eden Marco Polo'nun bazı Türkçe kelime ve tabirleri ilk defa bu kitapta ortaya çıkarılmıştır. Y akın zamanlarda Orta Asya'nın İsik Gölü civarında altın elbiseli bir Türk beyine ait kurganda keşfedilen bir gümüş kasenin üzerinde bulunan ve Göktürkçeye benzer bir alfabeyle yazılmış M.

E ser dört kısımdır.

Aramaic word for love

Bu arada eski Yunancanın başlangıçta kuvvetli bir ihtimalle Yunanistan'ın eski otokton halkı olan Pelasgların konuştuğu Ogur Türkçesi üzerine inşa edildiği, Greklerin tanrı ve tanrıçalarının adlarının ekserisinin Türkçe ile izah edilebileceği gösterilmiştir. Eser bir sonuç yazısıyla tamamlanmaktaduır. K ürtler ve Ermeniler tarafından ilk konuşulan dil farzedilen Yafes dili aslında bir Türk dilidir. İ lyada, Şehname ve Roma şairi Virjil tarafından yazılmış olan Aeneid adlı destanların ilk önce Türk dili ile yazılmış veya söylenmiş olmaları pek muhtemeldir.

Truva ve İran - Turan savaşları büyük bir ihtimalle aynı milletin Türkler'in iki unsuru arasında geçen iç savaşlardır. İ lk Girit uygarlıklarını çok muhtemelen Türkçe - konuşan uygarlıklar yaratmıştır. S umer Türkçesinde bulduğumuz alıntı kelimeler gösteriyor ki Indo-Avrupa dili olan Farsça ve Sami dili Arapça da Sumerlilerin eski dünyasında mevcut idi. Advanced Search. Study the Inner Meaning. Çünkü söyledikleri şeyleri kendileri yapmazlar. Örneğin, hamaillerini büyük, giysilerinin püsküllerini uzun yaparlar. Çünkü sizin tek öğretmeniniz var ve hepiniz kardeşsiniz.

Çünkü tek Babanız var, O da göksel Babadır. Çünkü tek önderiniz var, O da Mesihtir. Göklerin Egemenliğinin kapısını insanların yüzüne kapıyorsunuz; ne kendiniz içeri giriyor, ne de girmek isteyenleri bırakıyorsunuz! Tek bir kişiyi dininize döndürmek için denizleri, kıtaları dolaşırsınız. Dininize döneni de kendinizden iki kat cehennemlik yaparsınız. Hangisi daha önemli, altın mı, altını kutsal kılan tapınak mı? Hangisi daha önemli, adak mı, adağı kutsal kılan sunak mı?

Siz nanenin, dereotunun ve kimyonun ondalığını verirsiniz de, Kutsal Yasanın daha önemli konularını -adaleti, merhameti, sadakati- ihmal edersiniz. Ondalık vermeyi ihmal etmeden asıl bunları yerine getirmeniz gerekirdi. Küçük sineği süzer ayırır, ama deveyi yutarsınız!

Bardağın ve çanağın dışını temizlersiniz, oysa bunların içi açgözlülük ve taşkınlıkla doludur. Sen önce bardağın ve çanağın içini temizle ki, dıştan da temiz olsunlar. Siz dıştan güzel görünen, ama içi ölü kemikleri ve her türlü pislikle dolu dolu badanalı mezarlara benzersiniz. Peygamberlerin mezarlarını yapar, doğru doğru kişilerin anıtlarını donatırsınız.

Cehennem cezasından nasıl kaçacaksınız? Bunlardan kimini öldürecek, çarmıha gereceksiniz. Kimini havralarınızda kamçılayacak, kentten kente kovalayacaksınız. Peygamberleri öldüren öldüren , kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim! Tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi ben de kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim, ama siz istemediniz. By Rev. John Clowes M. Verses 1, 2, 3.

That instruction from the Word ought to be attended to, without regard to the persons or characters of those who teach it. Verse 3, latter part. Nevertheless the examples of those who teach, and do not live accordingly, are not to be followed, because they are in the knowledge of truth without the love of it.

Verse 4. And thus, though they lead others into spiritual infestations by what they teach, yet they do not assist them in removing those infestations. Verse 5. For they teach only for the sake of human reputation, and therefore speak truths magnificently, and do works in externals that they may be seen.

Aramaic word for love

Verses 6, 7. And seek pre-eminence in the communication of good, and truth, and natural science, and to be thought better and wiser than others. Verse 8. Whereas no man ought to exalt himself above others in his knowledge, but to confess that all the truth he possesses is from the Divine Truth, which is willing to impart itself alike to all. Verse 9. Neither ought any one to be exalted on account of the good belonging to him, since all good is from the Divine Good of the Lord. Verse Neither ought he to be exalted on account of science, since all science is from the Divine Truth.

But they who excel others in what is good and true, ought to impart good and truth to others, out of pure love. Since they who are in self-exaltation, deprive themselves of all good, whereas they who renounce self-exaltation, come into the possession of all good. Tabii bunu da Hıristiyanlık adı altında yapıyorlardı. Of course, they did this under the cover of Christendom. Başkan APO: Niye bunu yapıyorlar?

Chairman APO: Why did they do this? Ö: Osmanlı çıkarları bunu gerektiriyor. O: The interests of the Ottomans required this. Asurilerin birliği onlar için bir tehlikedir, ama bölünmeleri rahatlatma yaratıyor. The unity of Assyrian was a danger to them, however their division gave them relieve. Eğer halkımız bölünmemiş olsaydı, gerçekten büyük bir güçtü. If our people was not divided, they really would have been a significant power.

Osmanlılar için tehlike oluşturuyordu ve zaten bunun için böldüler. The danger within the Ottoman empire started to increase and they would be divided anyway. Halkı bölerek hedeflerine ulaşıyorlardı They achieved their goal by dividing the people. Başkan APO: Yani böl- yönet politikası.. Chairman APO: In other words, divided and rule politics.

Aramaic 12 words

Ö: Evet, tüm bunlara ek olarak Arap ve Fars topraklarında da kilise ve medreseler kurmaktan uzak durmadılar. O: Yes, all these matters promoted continuous foundation of schools and churches in the lands of Arabs and Persians. Page 17, Column 2 Aynı şeyleri bu topraklarda da yapmaya çalıştırlar. Exactly the same game they also wanted to play in this country Syria.

Sonuçte Türk, Kürt, Arap ve Farsların egemen güçleri; şeyh ve beyleri, halkımızın katliamında ortak roller oynadılar. At the end the leaders, the Sheiks and rulers of the Turks, the Kurds, the Persians and Arabs have all together played a role in slaughtering of our people. Yine halkımız, tüm acılarını erkenden unutmaya ve elinden geldiğince dostluğu geliştirmeye çalışmıştır. Again our people tried to forget as soon as possible their wounds and have done everything possible to live in friendship with these nations.

Bu halklarla yeniden bazı ilişkileri geliştirmek için Süryaniler, sürekli dostluğu dayatıryordu. To build up again various relations with these nations, the Syrians continuously strived for friendship. Between the 19 th and 20 th century few nationalistic youngsters, such as Naim Faik, Aşur Yusuf and Senherib Bale, stood up.

Bu dergiler üç dilde; Süryanic, Kürtçe ver Türkçe, ama Süryanice alfabeyle yazılıyordu. This periodical were published in 3 languages, Syriac, Turkish and Kurdish, however they were writtin in syriac alphabet. Osmanlılar bunu duyunca, bir halkın tekrar canlandığını ve bu yönlü bir hareketliliğin yaşanmakta olduğunu farkediyor. When the Ottomans became aware of this, they understood that a people anew was waked up and in that way they wanted to establish a movement with a goal.

Bu dönemde gerçekten de Ermeni, Kürt ve Süryani hareketleri canlanıyordu. In this time, it was clear that the movement of Armenians, Kurds and Syrians became active. Osmanlılar bir kez daha dini sarıldılar, dine dayalı oyunlara yöneldiler. The Ottomans again resorted to faith through which they gained support. Kürtlerin şeyh ve beylerini yanlarına çekmeyi basardılar. They started to strengthen the ties with the Kurdish Sheiks and rulers. Ermeni ve Süryani katliamlarında bunları kullandılar. They used these leaders to slaughter the Armenians and Syrians.

Ermenilerin dışında, Mardin, Urfa, Diyarbekir, Siirt, Hakkari ve diğer bölgelerde de yarım milyona yakın Süryaniyi katlettiler. Bu katliam yılları arasında yapıldı. The slaughtering took place between and About hundred thousand members of the community became refugee in abroad. Chairman APO: In those times there is mention of Armenian massacres, but in the history there no mention of Assyrian slaughtering.

Bir katliam olmuştur ve bu doğrudur. A slaughtering has been taking place, that is true. Ö: Zaten en büyük göç de bu dönemde başlıyor. O: Anyhow, the largest emigration took place in that time. Başkan APO: Ne kadar insan göc ediyor? Chairman APO: How many people became refugee? Ö: binden fazla olduğunu tahmin ediyoruz. O: We estimate more than thousand.

Başkan APO: Bundan önce dışarıya göç varmıydı? Chairman APO: Was before this also emigration to abroad? Ö: Kanımızca daha öncelere bu boyutta yok. O: We believe, before that event it did not took place in such a magnitude. Yalnız 7. However, in 7 th century there was a huge stream of refugees from Ruha to Kurdistan. The Kenanits, a well-known big tribe, emigrated to India.

Kaynak is a village in Urfa. Kenaniler Ruhalı Süryanlierdir. These Kenanits were Syrians from Urfa. Currently, there number is estimated around half million in India. Başkan APO: Bunların göç etmesinin nedenleri neydi? Chairman APO: What was the reason behind their emigration? Ö: Tüccar olarak, ticari amaçlarla göçüyorlar. O: They were businessmen and they emigrated for business. The Christianity already before 7 th century reached India and there several Christian groups there. Bu tüccarlar da oradaki yaşamı daha çok tercih ediyorlar. These businessmen could do their business much better there.

Orada İslamiyetin etkileri de yoktu veya ne Osmanların ve ne de Arapların baskıları da yoktu. There was neither persecution by Islam, or persecution by the Ottomans nor persecutions by the Arabs. Page 17, Column 3 Going back to the 19 th century. After the slaughtering of , our nation became totally in passivity and remained in that situation, they did not trust the peoples of the region, and they started take an aversion to their neighboring nations. Daha sonraki yıllarda, bireylere yönelik de olsa, baskılar durmamıştır.

Years after that, although there were trust-undermining acts, the persecution did not stop. Bu nedenle göç edenler, anayurtta kalan akrabalarını da yanlarına çekmeye çalışmışlardır. Because of this reason, those who were emigrated worked to get their family who were left behind in their fatherlands, to the lands of emigration. Devamlı bir şekilde, geriye kalanları bulundukları topraklara çektiler. It continued in this way until al the people who were still there, left the lands behind. On the other hand, in this time a slaughtering was carried out in Iraq. Asuriler üzerindeki bu katliam da, Kürt ağa ve şeyhleri ile Araplar tarafından ortaklaşa gerçekleştirilmiştir.


  • pc fan kontrol paneli?
  • borsa takip programı ücretsiz?
  • What's New.
  • ebeveyn kilidi bedava indir!

Hatta Irak rejimi uçaklarla köyleri bombalamıştır. Even the regime of Iraq bombarded their villages with fighters. From this point emigrated started to take place, some emigrated to Greece and Cyprus, and some to United States. A part of this people still lives in Syria and bank of the river the Habur. Kısaca; halkımız doğan istikrarsızlık sonucu vatan topraklarını terketmeye, göçe yönelmeye ve mültecileşmeye gittikçe daha sık başvurmuştur.

In short, the result of the beginning of instability was that our people left behind their fatherland, went the path of Diaspora and the emigration is since than extra increased. Tabii bu, en başta gelişen güvensizliğin sonucunda olmuştur. Of course, the main reason for emigration was suspicion.

Elbetteki bu durum daha çok bölgeyi yöneten egemen güçlerden kaynaklanmıştır. Of course in this situation, those who escaped were the prominent ruling leaders. Yaptığımız tespitlere göre, halkımızdan 1,5 milyon kişi dişarda, Rusya, Avustralya, Amerika, Batı Avrupa ülkelerinde mülteci olarak yaşiyor.

According to our investigation, there are 1,5 million of our people living in foreign countries, in Russia, Austria, United States. Ö: Takriben 1 milyona yakın. O: About 1 million. Bunların büyük bir bölümü asimile olmuş. The major part has been assimilated. Buna karşın Cizre bölgesinde hala Süryanice konuşan bin civarında bir kitle var.

As opposed to this, there are in the area of Cizre Syria O: Yes. Bunlar Roma İmparatorluğu döneminde Romalılara bağlanıyorlar. They are since the era of Roman Empire connected with Romans. Kraldan, imparatorluktan yana olanlara bu Meliki adı verilmiştir. As from the time of the emperor, the empire, they were given this name. Bunların büyük bir bölümü Romalıların Katolik mezhebini de kabulleniyor. Of this group, a major part, embraces the Roman Catholic denomination. Hıristiyan kilisesinde en büyük bölünme 4.

In the Christian Church, the major division toot place in the 4 th and 5 th century. Bu dönemde kilisenin 4. In this time four ecclesial congresses were held, and thereafter the division became visible. Başkan APO: Süryanilerden ayrılanlar Romalılara mı bağlanıyor, bunlarda gittikçe halk gerçekliğinden uzaklaşma mı oluyor?

Chairman APO: Are those who separated from Syrians and embraced Rome, by their separation got alienated with the true history of their people? Page 17, Column 4 A. Ö: Öyle oluyor. O: Yes, it is like that. Biz Asuri Demokratik Örgütü olarak, yurtdışına yayılmış olan halkımızı da kucaklamayı esas almışız. Halkın büyük bir bölümü dernek ve federasyonlara bağlanmıştır. Amacımız, bu kuruluşlar yoluyla yurtdışında yaşayan insanlarımız arasında halk kültürümüzü korumak ve halkımızın sesini duyurabilmektir.

Our wish is, through these organizations which reside in foreign countries, to protect our people and culture and to hear the voice of our people with their activities. İnsanlarımızda halk ve vatan sevgisini güçlendirmeye çalışıyoruz. We work to strengthen the love of our people for their nation and land. Ülkeye geri dönüş sorunu da bu çalışmaların kapsamındadır.

The issue of return is also connected with this. Lately 6 Syrians were killed in Midyat by village defenders who work for the government, they wanted to return form Germany to Midyat, two of whom were members of the remigration committee. Geçmişte de böyle oluyordu.

This was also the case in the past. In , Asur Yusuf was killed by the Ottomans. When the final border between Syria and Turkey was set down, our people in Syria started again to establish organizations. Kilise çevresinde bazı gazete ve dergiler, dili geliştiren bazı medreseler geliştirildi. In environment of Churches various newspapers and magazines, language promoting schools were established. Onlaraca dergilerin çıkarıldığı söylenebilir. They say that dozens of magazines were published.

The establishment of ADO is related with the development of these matters. Halkın tarihsel gerçeği ve onun acil bir birliğe ihtiyacı olduğu dikkate alınarak kurulmuş. The reality of the true history of our people required anyway these developments and that is why ADO was established.

404 Not Found

Kuruluşumuzun esas amacı, en başta mevcut mezhepsel bölünmüşlüğe son verip, tüm mezhepleri halkçılık potası içinde eritip tekrardan milli bütünlüğü pekiştirmektir. The necessity of the establishment of the organization was to make an end to diverse religious denominations, to stop the division and to bring about unity, to melt and bring all of them under one denomination to strengthen their unity as people. Katolik, Nasturi, Ortodoks ve Protestan gibi mezheplere saygılı olmak temelinde milli bütünlüğü ön plana çıkarıyoruz ve dine herhangi bir saldırımız da söz konusu olmamıştır.

On the basis of showing respect to all denominations as Catholic, Nestorian, Orthodox and Protestants and considering the unity of the people as most important point, none of these denominations we ever attacked. Page 17, Column 5 Amacımız dini ve milli gerçeklikleri birbirinden ayırabilmektir. Our goal is to separate between religion and secular from each other.

We on our part, as a mature nationalists, we have not acted towards these denominations with a bad view. Avruplaı Katolikler bir ilişkimiz yok ama, halkımızdan olup da Katolik mezhebini tercih edenlere de kesinlikle Süryani kabul ediyoruz. We have no relation with Catholics in Europe, however those who belong to the Catholic denomination, for sure we consider them as a part of our nation. Bazı dış çevreler ve din adamları, mezhepleri bize karşı kullanma temelinde bize saldırıda bulundular ve hala da yapıyorlar.

In some part of the world, some spiritual leaders have used the denominations against us and attacked us and continue to do so. Hatta bir çoğumuz kilise tarafından vaftiz edilmiyor, ölülerimize bile dini dualar okunmuyordu. Even some of us are not baptized in the church, our deaths are not remembered in during the prayers. Kiliseden adeta tecrit edilmiştik. We almost got excommunicated. Oluşturduğumuz birlik bazı dini çevrelerin çıkarlarına ters düştüğünden bize yönelik bu saldırılar geliştirildi.

Because some of the faithful wrongful interpreted our strive to unity, they even attacked us. Kilise çevresi Nasturiliği putperestlik anlıyor ve bunu Hıristiyanlığa yönelik hareket olarak kabul ediyor. The Church considers Nestorianism as heresy and view it as enmity movement of Christianity. ADÖ´nün temsilcisi ve taraftarlarına Nasturilik bir hakaret gibi yapıştırıldı. A representative of ADO and sympathizers were slandered by linking them to Nestorianism.

Keldaniler bile ayrı bir halk gibi göstermeye çalışıyorlar ki, aslında Keldanilik, Katoliklik demektir. Even the Chaldeans work for to be considered as a apart people, while in reality the meaning of Chaldean is Catholic. Ö: Aynen böyle. ADO: It is exactly like that. Bütün bu olumsuzluklara rağmen ülke topraklarında ve dışında yaşayan halkımızın büyük bir bölümü artık şimdi bizi anlıyor.

In spite of all these problems, the main part of people in the region and outside understands us anyway. Halk gerçekliğimız konusunda kısaca bunları diyebiliriz. In short, these are the matter we can say regarding the truth about our nation. Page 17, Column 6 Öte yandan , başka halkların içinde yaşandığımızın da bilincindeyiz.

On the other hand, we also should be aware that live among other nations. Bu durum da bizi çok ilgilendiriyor. This issue also greatly occupies attention. Bizim de yaşadığımız topraklarda çoğunluğu Kürtler oluşturuyor, ama Arap, fars ve Ermeni gibi diğer bazı halklar da mevcut. In the countries we live, the majority is Kurds; however there are also other peoples like Arabs, Persians and Armenians. Halklar arası ilişkilerde bakış açımız şöyledir: Her halk kendi kültüründe, dilinde, geleneklerini yaşamada, iradesini konuşturmada özgür olmalı ve bir eşitlik yaşanmalıdır.

Our view regarding the relationship between these peoples is as follow: Each people has the right to practice their own culture, language, traditions, right of freedom of expression, and the same rights. İç içe yaşayan halkların birlik ve dayanışma içinde olmaları gerekir; birbirlerine karşı saygı ve sevgi beslemeller. The people who live among each other should be solidary to each other, they should nourish respect and love.

Taraflardan hangisi baskı ve zulmü geliştiriyorsa, ona tavır takınmalıdır. Action should be taken against the party which persecute and harms others. Aynı topraklarda yaşayan halkların gözünde o ortak topraklar kutsal sayılmalıdır. The nations living on the same territory should consider the common country as holy. Vatan toprakları için tüm halklar birlikte çalışmalıdır. In the interest of mother country all the peoples should work together. Verilecek mücadeleyle ülke kurtarılmalıdır ki, ülke de onları koruyabilsin, onları sahiplenebilsin. When the country is being liberated by struggle, the inhabitants of that country should help them in order to become heritors.

Şimdi, bizim de yaşadığımız topraklarda çok sayıda siyasi, milli hareket ler vardır. We have, at this moment, in the countries where we live numerous political, national movements. Bunlar düşüncelerini özgürce ifade edebilmeliler ki, birlikte nasıl yaşayabileceklerini doğru tesbit ede bilsinler. These movements should express themselves freely, it is important top prove oneself how to live together in worthy way.

Biz, Ortadoğu insanınıda dini insanın doğal bir parçası olarak görüyoruz. We consider ourselves as a faithful people which are a part of middle-east. Bunun için din olgusu her halkin yaşamında özgür olmalıdır. For this reason it is important that everybody should practice his faith in freedom. Din, hakimiyet aracı olsun demiyoruz ama, her halk da dininde tam özgür olsun diyoruz. We do not say that faith should rule over people, but each people should be free in experiencing his faith. Halkların geri kalmasında en büyük rolü gerici din adamları, feodaller oynamıştır.

The reason that the people are backward has to do with the backwardness of clergy, who acted like liege. Halkların ekonomik bakımdan düzenlenmesinde ve bilimsel gelişmesi önünde bunların oynadığı olumsuz rol ve oluşturdukları engeller büyüktür. The economical situation of the nation should be improved, however the by them played negative role and raising up of barriers preventing scientific progress is huge. Bu nedenle diyoruz ki, ister tarlada ister fabrikada, nerede çalışıyarsa çalışsin, insanlar özgür olmalıdır.

For this reason we say, regardless where one works, on land or in a factory, the people should be free. Yani insanların ekonomik- demokratik halkları da güvenceye alınmalıdır.

Product Description

That is to say, the economical and democratic rights of people should be protected. Şimdi de güc olayına geri dönmeyi istiyoruz.. For now, we want to return to the issue of political powers… Belirttik, halkımız açısından mülteci olmanın büyük nedenleri vardır. We have concluded that the issue of refugee- ship of our people is due to many causes. Burada en büyük neden, halkımızın kendi gerçekliğinden koparılmasıdır; bölge egemen güclerin halkımızın gerçekliğini kabullenmemesidir. The main cause of this is that our people has lost the truth about his origin, the powers of the region did not recognize the truth of our people.

Ne Türk, ne Arap ve ne de Fars egemenleri bugüne kadar halkımız gerçeğini kabul etmemişlerdir. Neither the Turks, nor the Arabs, nor the Persians have recognized the real origin of our people. Please click on the scan below to download the high-resolution scan of page 18 or to read it online. Page 18, Column 1 Bu güçlerden hiçbiri bugüne kadar bu halk da bir medeniyet, bir kültür sahibidir dememiştir. None of these powers have so far recognized us as a nation with culture and civilization. Yazım alanında da bu dile getirilmemiştir. This problem is so far even not haven made discussable.

İşte tüm bunlar, halkımızın her şeye kara bir tablo gibi bakmasına yol açmıştır. All these matters together caused that our people is being considered as a sort of black undesired table. Ve bu da göç hareketinin başlıca nedeni olmuştur. And this also is the cause for their Diaspora.

Oh no, there's been an error

Şimdi biz, göç olayının nedenleri üzerinde dururken, bu sadece göçü anlamak için değil, halkımızın anavatana dönüşünü sağlamak için de olmalıdır diyoruz. The previously discussed issue of Diaspora does not mean that we want to learn something about Diaspora, but that our people return to their motherland that is what we want to say. Bunu mutlak tarzda bilince çıkarmak zorunluluğu var. It is difficult to explain this to our people. Bu anlamda, olayın daha da anlaşılması için tarihte rastlanan Aramilere de değinmek gerekir. To explain the matter more accurate in this regard, it is necessary also to give account of the in history known Arameans.

Başkan APO: Tabii, bunu da dinlemek isterim. Ö: Aramiler de Asurilerin bir parçasıdır. O: The Arameans are also a part of the Assyrians. Başkan APO: Hangi tarihte yaşarmışlar? Chairman APO: In which era did they live? Ö: Bunlar M. O: In the history they appear in the year BC. Asurilerin topraklarında yaşıyorlardı, yani iki nehir Dicle, Fırat arasında. They were living in the area of Assyrians, that is to say, the two rivers Tigris, Euphrates. Aramiler ayrı kabileler gibi görünseler de, kültür ve medeniyetleri Asurilerinkiyle iç içe geçmiş ve daha sonra da zaten içlerinde erimişlerdir.

Even if the Arameans are considered as a separate people, they thoroughly were connected with the Assyrians as regards their culture and civilizations and after that they vanished anyway. Başkan APO: Peki kökenleri nedir? Chairman APO: Okay, what is their origin? Ö: Mezopotamyalı Asuri kökenli olduklarını söyleyebiliriz. O: We can say that they are the descendants of the Assyrians of Mesopotamia.

Arap olmadıkları kesindir. For sure, they are no Arabs. Bu nedenle onlar bu adı kendilerine vermişlerdir. For this reason they apply this name to themselves. In that case this word must also have been originating from Syriac. Yani diyorsunuz, Aramlılar Arap değildir. In other words, you say that the Aramean are not Arabs. Ö: Kesinlikle değiller. O: Absolutely, they are no Arabs. Dillerine de Aramice denilir. Their language is also called Aramaic.

Bizim konuştuğumuz dil de aslında Aramicedir ki buğün buna Süryanice denilir. Also our language which we now speak is actually Aramaic, yet in our days it is called Syriac. We can put it like this: in literature Aramaic is also being called Syriac.


  1. A monstrous covenant between the PKK and the “Assyrian” terrorists.
  2. birinin nerede olduğunu nasıl öğrenirim.
  3. Replacement of loanwords in Turkish - Wikipedia.
  4. ios jailbreaksiz oyun yükleme.
  5. Aramaic word for love - Iphonedan evi izleme.
  6. A monstrous covenant between the PKK and the “Assyrian” terrorists.
  7. What are "disagrees"?.
  8. In the church still Aramaic is used. Page 18, Column 2 A. Ö: Evet A. They lived in the area of Hakkaria to Urfa. Özellikle Midyat dolaylarında yoğunlaşmışlar. In particular they were concentrated in the environs of Midyat. In this sense, it also becomes clear the holiness of the name Aram. Hatta M. Even in the year BC the Assyrian king Senherib officially adapted the Aramaic language as the language of the region. Ö: Aynıdır, sadece ayrı bir lehçe gibidir. O: It is the same; it is only a dialect of it. Başkan APO: O zamandan kalma metinleri anlayabiliyor musunuz?

    Chairman APO: Do you understand the survived texts also today? Ö: Daha önceleri çivi yazısı kullaniliyordu. Aramaic is a modern form of Assyriac. Ö: Evet, şu anda konuştuğumuz dil Aramicedir. O: Yes, the current language we speak is Aramaic. Ardından da halk Süryani kavramı etrafında bütünleşmeye başlamıştır.

    Hereafter the Syrian people started to implement this concept in the area. Arami dilinin temel iki lehçesi var: Doğü ve Batı lehçeleri. In the year AD, at the times of Byzantines, a meeting was held in Macedonia in the church most allied to the Byzantine church. Bu dönemende Süryaniler üçe bölünüyor ve Nasturiler de bu tarihte ortaya çikıyor. In these times the Syrians got divided into three groups and also in these times the Nestorians emanated. Süryani Ortodokslar da Yakubiler olarak adlandırlıyor. The Syrian Orthodox also became known as Jacobits. Bizans egemenliğini takip eden Süryanilere de Melikiler denildi.

    The Syrians who followed the Byzantine emperor were called Melkits. Uraldan yana olanlara denilir. Since the times of Ural, the followers were called so. Başkan APO: Bu durumda hangiler işbirlikçi oluyor? Chairman APO: Whom of them is the collaborator? Ö: Katolikler, yani Bizansı kabul edenler işbirlikçi oluyor. O: The Catholics, that is to say those who followed Byzantines are the collaborators. Ortodokslar taviz vermeyenlerdir ve halen de Süryanidirler. The Orthodox did make concessions, until today they are Syrians. Chairman APO: That is to say, who are the collaborators? Bunlar Melikilerin devamıdır.

    These are the followers of the Melkits. Ama bunlardan bir kısmı yine Katoliktir. However a part of them again is Catholic. Melikiler de sonradan ikiye bölüdü. After this the Catholics also got divided into two groups. Şimdilik bir kısmı Rum- Ortodoks, bir kısmı da Rum- Katoliktir.

    At this moment a part of them is Rum Orthodox and the other part is Rum Catholic. Bu bölünme yıllarında oldu. This division came into being in the year Her iki kesim de Süryani dilini tümden unutmuştur, milli duygurlanı tümden yitirmiştir. Both groups have completely forgotten the Aramaic language, totally lost awareness of their ethnic origin. Melikiler 6. The Melkits believe in the 6 th century St.

    The Maronites in Lebanon are their followers, that is to say the Maronite Syrians. Kiliseleri de hala Süryani-Maruni ismini taşımaktadır. Their churches still bear the name Syrian- Maronite. Ama milli özellikleriyle biz Süryanilerden uzaklaşmıslardır. However as regards their ethnic traditions they are drawn apart from the Syrians.

    Öte taraftan, On the other hand a part of the Assyrians accepted in the 14 th — 15 th century the pope of Rome. Nasturilerin bir kısmı katolik oluyor. A part of the Nestorians becomes Catholic. Papa bunlara yeni bir isim veriyor. The pope gives them a new name. Babil Keldanileri. The Chaldeans of Babylon. Bu durum halkın yeniden ikiye bölünmesine neden oldu.

    This situation caused the people again being divided into two groups. Milli duyguları tümüyle yok edilmiştir. Their consciousness of their ethnical origin is completely being put aside. Halk gereçekliğimizi, kültür ve tarihimizi kısaca böyle ifade edebiliriz. In short, the truth about our people, culture and history can be explained in this way.

    Umutluyum ve tekrar çağırıyorum: Bundan sonra daha fazla ülkeye yönelmeyi, halk gerçekliğine yönelmeyi, bunu özgürlük temelinden yeniden sağlamayı gerçekleştirmelisiniz. I am hopeful and I again repeat: Hereafter we have to help extra the country to progress, to improve the real status, this on the fundament of liberation to blow a new life in it. Ö: Asuriler Araplardan daha eskidir. O: The Assyrians are older than Arabs.

    Araplar Mezopotamya topraklarının güneyinden gelmişler. The Arabs originate from southern Mesopotamia. Page 18, Column 4 A. Ö: Kesinlikle evet. O: Yes, absolutely. Ö: Değiller…. Böyle bir tarihin varlığı iddia ediliyor. They claim that such a history exists.